Bir başka WordPress sitesi

Türkiye’nin 160 milyon yıllık orman tarihi

12

MEHMET BAYER – 05.10.2021 – HİBYA – İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa  Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Orman Botaniği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ünal Akkemik tarafından yürütülen çalışmalarda, Türkiye’nin 160 milyon yıllık orman tarihini oluşturan ağaçlar tespit ediliyor.

Prof. Dr. Akkemik, HİBYA’ya yaptığı açıklamada, çalışmalar kapsamında ülkenin farklı bölgelerinden ve farklı dönemlerinden yüzlerce taşlaşmış ağacın küçük parçalarının toplandığını söyledi.
 
Trakya’dan Ardahan’a kadar farklı bölgelerden taşlaşmış örnekleri topladıklarını, bunların bir bölümünü daha önceki çalışmalarda teşhis ettiklerini ve Türkiye’nin 160 milyon öncesinden günümüze kadar ki aralıkta yer yer hangi ağaçların orman oluşturduğunu tespitini yaptıklarına değinen Akkemik, ”Örneğin ülkemizde bugün doğal olarak yetişmeyen Çin bataklık servisi ile Amerika bataklık servisi ağaçlarının 30-35 milyon yıldan 2-5 milyon yıl öncesine kadar sulak alanlarda ve taban arazilerde büyük ormanlar oluşturduğunu tespit ettik. Bugün sadece Kuzey Amerika’nın Kaliforniya sahillerinde bulunan Sekoya ağaçlarının da aynı dönemlerde ormanlar oluşturduğunu belirledik.” dedi.

 

– Taşlaşmış ağaçlar iklim hakkında bilgi veriyor

Prof. Dr. Ünal Akkemik, Erzurum-Oltu taşının aslında bir ağaç fosili olduğunu bildirdi.

Günümüzde, Güney Yarımküre’de modern türleri bulunan Arokarya grubu ağaçların atası olduğunu anlatan Akkemik, ”Bu ağaçların varlığı o dönemde iklimin sıcak ve tropikal olduğunu göstermekte. Ülkemizde 40-41 milyon yıl öncesinde de ılıman ve tropikal yağışlı bir dönem vardı. O döneme ait olduğu tespit edilen defnegiller ailesinin bir üyesi olan Actinodaphne cinsinin dünya üzerindeki ilk ve tek fosil örneği Actinodaphnoxylon zileensis olarak adlandırdık. Bu ağacın varlığı, o dönemde iklimin sıcak ve yağışın yüksek olduğunu, tropikal bir iklim tipinin varlığını göstermiştir. Aynı alanda bir de çam ağacı tespit etmiştik.” dedi.


 
Akkemik, yaklaşık 18-23 milyon yıl öncesine ait olan taşlaşmış ağaçların Anadolu’nun o dönemde de günümüze göre daha ılıman subtropik ve tropik bir iklime sahip olduğunu gösterdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

”Bazıları günümüzde ülkemizde olmayan, örneğin Çin bataklık servilerinin ataları. Amerika’da yetişen bataklık servileri ile Sekoyaların ataları 18-23 milyon yıl önce ülkemizde büyük ormanlar oluşturmuş. Bu ağaçlarla birlikte, özellikle Ankara-Bolu arasındaki vadilerde çam, ardıç, sedir, palmiye, kavak, söğüt, sığla, herdem yeşil meşe, akçaağaç, karaağaç, sakız, ceviz, zelkova ve dişbudak ağaçlarının varlığı oldukça zengin ve karışık bir orman olduğunu gösterir. Bu ağaçlar aynı zamanda günümüz ormanları oluşturan ağaçların atalarının bu dönemde yaygınlaşmaya başladığına işaret eder. 10-15 milyon yıl öncesinde bataklık servileri ve Sekoyaların ülkemiz ormanlarındaki varlığı devam etmişti. İklim yine subtropik ve tropik olup daha sıcak ve yağışlıydı. Sonrasında ise daha kurak bir iklime doğru dönüş olunca, bu ağaçlar da yavaş yavaş azalmaya başladı. Özellikle Çankırı civarında Sekoya ağaçlarının en son temsilcileri 2-5 milyon aralığında bir dönemde, arazinin nemli ve taban kısımlarında yaşadı. Aynı alanın yamaçlarında ise erguvan ve servi ağaçları vardı. Orta Anadolu’da günümüzdeki Akdeniz iklimine benzer bir iklim vardı.”

 
– Çam ağaçlarının varlığı

Akkemik, çam ağacının Anadolu’daki varlığının önemli olduğunu vurguladı.

Temmuz sonlarında başlayıp ağustos ortalarına kadar devam eden orman yangınları sonrasında, ”Kızılçamların Anadolu’da olmadığını, 1950’lerden sonra yetiştirilmeye başlandığı” şeklinde akıl ve bilimle açıklanması mümkün olmayan açıklamalara şahit olduklarına değinen Akkemik, ”İşte bu açıklamaları çürüten bilimsel bulgular, fosil çam örnekleri ile yaprak izlerinin varlığıdır. Fosil araştırmaları, bu türden temeli olmayan açıklamaların çürütülmesini sağlamıştır. Çam ağaçları bugün olduğu gibi milyonlarca yıl önce de ormanlarda en çok yayılış yapan ağaçlardı. Jeolojik çağlarda da çok sayıda türler temsil edildiğine ilişkin fosil örnekler bulunmuştur.” diye konuştu.
 

– Fosil orman ve koruma

Ünal Akkemik, Bolu-Seben-Hoçaş köyü üzerindeki fosil orman alanının oldukça farklı olup, taşlaşmış ağaçların dikili ve yaşadığı dönemdeki konumlarını koruduğunu belirtti.

Bu alanın Orman Genel Müdürlüğü tarafından ”Seben Fosil Orman Araştırma Ormanı” adı altında korumaya alındığını, ancak günümüzde ne yazık ki bu alanın yeterince ilgi görmediğine işaret eden Akkemik, şunları kaydetti:

”Buranın korunması ve ziyaret edilmesi konusunda sorunlar bulunmaktadır. Komşumuz Midilli Adası’ndaki fosil orman her yıl on binlerce ziyaretçi ağırlarken, Seben-Hoçaş’taki fosil ormanın ziyaretçisi yüzlerle ifade edilebilir. Bu alana yeterince değer verilmelidir. Burada sözünü etmek istediğim bir konuda bu türden fosil orman alanlarının statüsüdür. Jeolojik olarak önem taşıyan bu alanlar jeopark olarak adlandırılmaktadır. Ülkemizde jeoparkların henüz daha yasal statü olarak dayandığı yerel bir yasa olmadığından koruma özelliği düşüktür. Buna karşın araştırma ormanının yasal bir dayanağı bulunmaktadır. Özellikle Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü bünyesinde, bu türden fosil ormanlar için de bir yasal düzenlemeye ihtiyaç vardır. Bu alanların özellikle jeopark ya da jeosit olarak değerlendirilmesi veya 1. derece doğal sit şeklinde ele alınması gerekmektedir. Diğer yandan 2863 sayılı yasa ile doğadan fosillerin toplanması izne bağlanmıştır. Özellikle taşlaşmış ağaçların yaygın olmaması ve doğa tarihi açısından eşsiz bir değer taşıması nedeniyle korunması gereklidir.”

Hibya Haber Ajansı

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.